Crash


Arabam ile evime doğru gitmekteyim , yorgunluktan çalan müziklerin bile önemi kalmamış artık , düşüncelerle boğuşuyorum beynim de , tam o sırada ilerlediğim şeridin sıkıştığını görüyorum ve boş şerit olan orta şeride geçiyorum .. Geçtiğim anda önümdeki aracın ani freni sayesinde , arkadan önümdeki araca çarpıyorum.. Önümdeki araç neden birden durdu , nasıl önünde kimse yokken durdu bilmiyorum..Ben sadece kibarca çarptım.. Arabadan iniyorum ve çarptığım arabaya doğru ilerledim ;

- Sen nasıl bir şöförsün , önün boşken böyle bir fren yapıyorsun !

Bayan sürücü olduğunu anladığım için daha usturuplu konuşuyorum , arabadan örtülü bir bayan iner (kara çarşaflı bile denebilir) , arabanın bu arada silgeçleri çalışıyordur , silgeçleri çalıştırarak yelpaze misali , kendisini 30 derece sıcaklıkta serinletmeye çalışıyordu sanırsam.. Eh ben de giysem bu sıcakta simsiyah çarşafları ben de böyle davranışlarda bulunabilirdim..

- Ben yapmadım , o araba yaptı alın plakasını , alın plakasını ..

Dediği araba yok olmuştur..

-Bu kadar geri kafalılık olur ! Vermeyin böyle bayanlara ehliyet ya , canımızdan olacağız bir gün .. (Hemen sosyal mesaj verdim .. :) Ah ben ..)

Kadın çirkefçe bana dönerek ;

- Sen neden sinirleniyorsun bakayim , senin bir evrakın mı eksik ? Önüme çıkan bayandı , asıl suçlu o , kaçtı gitti , sen bana vurdun arkadan , sen suçlusun , aaaa bayanlara suç atıyor , benim suçum yok senin suçun var .. bllellblelbllellbellblele.. Önüme çıktı diğer araba ona mı çarpsaydım..Sen bana çarptın sen suçlusun..bleblebele ..

- Aaa, yeter !

Sonra bayan ın eşi yanıma gelerek ;

- Önümüze geçen bayan ın suçu , bizim hanım ne yapacağını şaşırdı ona vurmamak için durdu.. Ama suç sen de arkadan vurdun ..
- Evet suç ben de ! Trafik durmasın , arabaları kenara alalım ..

Örtülü bayan birden araya girerek;

-Olmaz sen suçlusun polis çağıracağım ! Senin arabanda birşey yok o yüzden çekelim diyorsun..
-Hem suçlusun hem de dır dır ediyorsun bir sus ya!

Benim sinirlendiğimi anlayan adam eşini arabaya zorla sokar ..
Polis artık bakmıyor bu olaylara diyorum , anlamıyorlar .. Fotoğrafları çekelim , kaza tutanağına yazarız diyorum , anlamıyorlar..Kırk dakika polis beklettiler .. Polis , seyir halinde ; Fotoğraf çekin , sağa çekin arabaları .. Dedi ve gitti.. Alın size polis !

Kaza tutanağını doldurmaya başladım , buyrun siz haklısınız siz çizin dedim .. Kaza tutanağı eşler arasında , 5 dk boyunca ; sen çiz , hayır sen çiz olarak , elden ele dolaştı.. Ben hallederim dedim ve onların bilgileri dahil olmak ile birlikte tüm bilgileri yazdım ..Kazayı onlar kendine göre yorumladılar ,ben kendime göre yorumladım.. Kaza tutanağının yarısı bende yarısı onlarda kalacaktır.. Adam yarısını bana verdi , eve gideceğim için rahatlamaya çalışıyorum .. O sırada adamdan bir atak daha ;
-Değişelim bunları ?
-Neden ki ?
-Yazıları çıkmamış bunun , ben senin elindekini istiyorum..
-Aynı yere gidecektir zaten , gerek yok , iyi akşamlar , geçmiş olsun..
- Olmaz bana seninkini ver !
Sinirlenirim !
- Ya hem kılıbıksın , hem hatalısın , hem de gelmişin bana bunu ver diyorsun , akşam akşam bela mısın! Ne farkedecek !
- Ne farkedecekse ben de kalsın .
- Ya uyuzluk neden yapıyorsun , zaten sen verdin bana ..
- Ben onu istiyorum..

Nerden akşam akşam beni buldunuz diye yakınarak , fotokopisini çektiririm , çektirin gidin şimdi diyerek , onlara istediklerini veririm ..

Kazasız , belasız , örtülü beyinsız trafikler ..
Sağlıcakla..:)

Ekmeğimi Banıp Geldim

Ben geldim..

Eşyaları köşeye atıp , pencereyi açıp , yatağa uzanıp , kuralan tek cümle var , insanın evi gibisi yok.. Harbiden yok..:) Ev de eşya olmasa bile , -çok ağır oldu bu - bir tane kırık dökük bir kanepe olsun , bence o kanepe üzeri bile, bu cümleyi kurdurur insana..

-Kuşadasına ailecek gitmemizin nedeni , dayımın orijinal rus kızı almasından dolayı .. Hem eğlence olsun hem de dayım topladığı altınlarla kendine gelsin istedik.. Buradan uçak ile kız istemeye gitme , uçak kanatlarına bornoz bağlama , konvoy yapma , tavuk alma olayları derken bir hayli masraflı oldu..Dayım da haklı düğüne benzer birşey yapmakta..:) Dayım rusyadan kız aldı , abim in koreli sevgilisi var .. Ne oluyor ya bir kendinize gelin , servetimiz dışarı dağılıyor .. Recep Amca bile bu kadar dışarıya satmıyor yerlerimizi..:) Türk kızları varken , ne gerek var Rusyalıya Koreliye ..:) Şaka tabiki , her erkeğin hayali , Rus ve Koreli haha..:P

-Kuşadasından geldim , ertesi gün ankara yolunda buldum kendimi ..:)Volkan askere gideceği için , Atam ın önüne çıkmadan gitme dedim askere..:)
Kankam Ankaraya senelerdir çağırıyor fakat , hiç vaktim olamadı , yine yoktu ama ; Volkancığımı kırmayım dedim , çıktım yola... Ankaraya giderken kankamı aradım , aşağı yukarı hergün ararım zaten , öyle her zaman ki gibi havadan sudan ve dedikodulardan bahsettik .:) Akşam Üniversitesin de MFÖ konserinde olacağını öğrendim ve bu benim için yeterliydi.. Ankara Üniversitesini bulabilmek için , yoldan Merme arkadaşımı aldım .:) Sırf senin için buralara geldim diyerek , Mermeye yalan attım.. .)Ankara Üniversitesinin karşısında Burger King bulduk , oturduk oraya tıkınmaya başladık..Kankamı aradım ;

- Canımmm napıyorsun ?
- iyilik canım , Duygu ve Zehra ile MFÖ konserine gidiyoruz ..
- Aa biz geldik , sizi bekliyoruz..
- Uff kanka ya , yapma böyle şakalar , bıktım artık..
- Yavrucum cidden geldik..
- hıı hııı , sen napıyorsun canım?
- Ya , Burger King de yemek yiyoruz , Ankara Üniversitesinin karşısı oluyor sanırsam..
- Ciddi misin sen?
- Evet ..
- Zehra diyor ki herkes bilirmiş oradaki Burger King i..
- haha , yok daha neler .. Neyse canım sen gel, ben buradayım , öptüm..:)

Aradan 10 dk sonra telefonum çalar ve hala inanmayan kankam , Burger Kingten içeri bile girmemiştir , -hadi neredesin ben Burgerdayım der , içeride olduğumu söylerim fakat , hala inanmıyordur.. En sonunda Duygu ve Zehra içeri girer ve beni görürler..:) Sonrası mutluluktan ibaret..:) MFÖ konserini sallamadan , o bar benim şu bar senin dolaştık..:) Oldukça eğlenceli bir geceydi , gecenin içinde olanlardan bahsetmiyorum , hadi kankacım sana yaptığım bu kıyağı unutma:)! Ertesi sabah uyandım ve Bursa yolunda buldum kendimi..:) Çünkü bir sonraki gün işe başlayacaktım..

- İşe başladım ama , her an bırakabilirim ..O yüzden pek bahsetmiyorum , alışmayayım..:)

-Volkan ı askere dün uğurladık , bu güne kadar Volkanlaydım yani , hayırlısı ile gider gelir inşalla .. Tamamen çektiğim fotoğraftan özenerekten , yine hep beraber rakılar kaldırmamızın şerefine , son kez daha içiyorum..:)

Volkan ın gitmesi ile biraz daha sakin bir hayata başlama kararı alıyorum , fakat uygulayabilmek için bana biraz kızmak gerekli .. :) Sorumluluk sahibi olabilmem için , sanki hayatımı birisiyle paylaşmam lazımmış gibi geliyor.. Birisiyle paylaşırken , çünkü sorumluluk sahibiydim.. Bana birisi mi lazım ? Bir de birisi ile mi denesem ? Bu konular flu gibi..:)

Alkollü iken dinlediğim müziklere pek önem vermem , eğleneyim yeter .. Fakat , geçen gece bir şarkı dikkatimi çekti , dikkatimi çekmesinin nedeni , müzik ile birlikte kızların seksi danslar etmesi değil , gözlerime bakarak kızların I know you want me demesiydi.. .) Şarkıdan dolayı canım , yok öyle birşey..:) Fakat şarkıdan soğumam 2 günümü aldı , ne zaman arabada radyoyu açsam , bu şarkı vardı , fakat etrafımda hiçbir kız yoktu , bu olay beni oldukça duygusallaştırdı.. Bana bakarak bu şarkı söylenmedikten sonra , ne yapayım bu şarkıyı ben..:) Kırmızı ışıklarda durmuşum , radyoda I know you want me çıkmış hafif dans şarkıyı söylemeye çalışıyorum , geçen geceyi düşünüp , hayal kuruyorum .. Fakat ,yanımda duran dolmuş şöförü burun karıştırarak bana bakıyor vee aynı şarkıyı o da dinliyor ! Tabiki hemen kanalı değiştirdim..:)

Sağlıcakla..:)

Ben Deniz



Bu sabah kalktım , açık denizlerde teknede buldum kendimi..:) Çok cool bir giriş yaptım değil mi ? :) Bir önceki yazılarım da alkol almayacağım demişim , abuk subuk konuşmuşum..:) Alkolsüz hayat , ketçapsız patates kızartması kıvamında..Sabah teknede uyandım , bu benzetmeleri sevin lütfen , bana kızmayın..:)

İzmir de asker olacak biricik arkadaşım Volkan , sabahlara kadar bana zorla içiriyor .. ‘’Kankacım benim 252 saat im kaldı , sonra yokum ben ‘’ dediği an dayanamıyorum , arkada fon müziği eşliğinde duygulanıyorum.. O fon müziği nereden geliyor anlayamadım..:)Volkan ın midesi gurulduyor sanırsam..:) Davulcu olduğu için öyle guruldatıyor ki , ağlamamak için zor tutuyorum kendimi..:)

Neyse geçen günlerde , sabahlara içtiğimizi söylemiştim , ama bu tekne nereden çıktı?:) İşte ona geliyorum hazırlıklı olun.. Mekanlarda içtikten sonra, midye tava , kokoreç , midye dolma gibi leş yiyecekler istiyor bünyemiz , mudanyaya gidiyoruz.. Leş yiyeceklerimizi afiyet ile yedikten sonra, canımız tekrar alkol çekiyor , alkollerimiz ile deniz kıyasına gidiyoruz.. Dün gece de böyle bir gecenin ardından , limana doğru arabayı sürüyorum..

-Volkan baban gelmiş , haha ( Kafamız güzel olduğu için volkan ‘ ın babasının arabasını görüp gülebiliyoruz , şaşırmayın .)

-haha , babam harbiden !

-Ben şaka yapmıştım , baban mı ? Ne işi var burada!

-Ne bileyim ya içiyordur , ya .... (burada boşluk doldurmaca var , cümlenin sonunu siz getirin , sabah 5 ..)

-Arayalım o zaman :)

Volkan babası ile küçük bir konuşma yapar , bana döner..

-Kafası çok güzel konuşamıyor , teknelerin oraya gidelim görürüz..

Yemişler balıkları çekmişler rakıları , ayakta zor duruyorlar..:)5 dk sonra sızdılar zaten , Volkan ile biz muhabbete ve alkole devam..:)

Volkanların tekne bir kaç saat sonra bakımdan çıkıyormuş.. Volkan , bana dönerek ;

-Gideriz değil mi?

-Yaa hiç uyuyamadım bu sabah , Canım sağolsun sabah sabah uyandırdı..:)

Volkan midesi ile acıklı fon müziği yaparak ..

-Benim şurada 249 saat im kalmış sen neler diyorsun..

O an mantığımı denizde sektirdim , duygusallaşarak; tamam dedim..

Deniz havasının vermiş olduğu enerji ile mutlu bir şekilde uyandım , fıstıklıdan tekneyi alıp , burgaza getirdik..Tekne yaptığımız 1 saatlik yolculuk herşeye değerdi , yarın kuşadasına gitmemiş olsaydım , tekne maceralarımıza devam edebilirdik..Fakat 19 mayıs tatil olduğu için aileme vermiş olduğum bir sözüm var , onlarla birlikte 4 5 günlük bir dinlenme sürecine gireceğim..

Bu arada , bir iş görüşmesinden mutlu bir şekilde ayrıldım.. Part time olarak tatilden sonra işe başlayacağım..Önce tatil sonra iş..:)

Dün kuaför önünde canımı 1.5 saat bekledim , çok kızgındım.. Gelin başı yaptırsa bu kadar uzun sürmezdi.. Fakat daha arabaya binmeden , kapıdan bana bakınca , kızgınlığım gitti gülümsedim bile .. Arabaya binince kızmalıyım , gülmemeliyim diye kendimi şartlasam da pek başarılı olamadım..:) Tüh bana.:)

Hayalbemolcum , hayallerimi tatil sonrasına erteliyorum.. Belki hayal kızı ile tanışırım , bütün hayallerim değişir..:) O yüzden , çoluk çocuğa karışmak gibi hayallerim olabilir..:)Hayallerimi düşüneyim diye bahane bunlar , kusura bakma..:)

Sağlıcakla :)

İsimsiz

*Volkan ın 15 gün sonra asker olmasıyla alakalı olarak , sabaha kadar otuduğumuz için uyanamıyoruz , uyanırsak bu akşam ne napsak diyoruz ..

*Çok hızlı yaşadığımdan ötürü yavaşlama kararı aldım.. Uzun bir süre alkol (bir hafta kadar ) almayacağım, gece hayatınıda bırakabilirim..:)

*Çevremdeki kimseye bir zararım ve haksızlığım olmadığı için , insanlar hakkımda nasıl bok atacağını şaşırmış olmalı ki , bar içinde eğlendiğim arkadaşlarım ile ‘’sarmaş dolaş’’ olmam konusunu ağızdan ağıza dolaştırmışlar.. Hiç mi işiniz yok bunları konuşuyorsunuz..

*Birileri şu ara baya bir gaza gelmiş , ne yapsam ne yapsam diye düşünüp , isimsiz mailler ile birilerine açıklamalar yapmış..:) Bünyeye bu kadar reality show verilirse , olacağı buydu..:)Maillerime bakarken tedirgin oluyorum..:)

*Herşeye rağmen huzurluyum çünkü hafta sonu kuşadasına gideceğim ..:)

*Havaların güzelleşmesi ile mudanyaya gider oldum..Temiz hava , bol alkol durumları vardı , alkolden vazgeçtiğime göre ; temiz hava , bol çekirdek sözlerimiz ile büyüklerimiz ile muhabbete..

* İki gecedir izlediğim filmler başımı döndürüyor..:) Martyrs izlerken , gözlerimi kıstım , yorganıma sarıldım , içim sızlayarak izledim .. Fakat Irreversible izlerken , kusmamalıyım diye kendimi şartladım..Irreversible izlemediyseniz izlemeyin lütfen..Filmleri ben beğendim orası ayrı..:)

*Şu dakika , msn den yeni haberler alıyorum..Birileri benim canım ile olan ilişkimi kıskanıp , ortamı çirkinleştirmeye çalışmış , çirkinleşen ben olmayayım ..

Göksel in Mektubumu Buldun Mu albümü siyah beyaz film tadında olmuş..Ben dinlerken zevk alıyorum size de tavsiye..

Sağlıcakla..

Okuyup Üflerim



Blogumun olduğunu unutmadım , fakat fırsat da bulamadım.. :)Kısa kısa yazıyorum hemen neler yaptığımı ;

*Geçen hafta Cumartesi , sabaha kadar Guitar Hero oynadım.. Sabaha kadar derken , 5 - 6 ‘ a kadar değil , 9 ‘ a kadar oynadım.. Sonra 12 gibi uyandım.. D&R ın müdürü ile iş için görüşmem vardı , oraya gittim ( CV mi bulmuş bir yerlerden aramıştı..).. İlk söylediğim söz ; ‘’ Kusura bakmayın , sabaha kadar Guitar Hero oynadım , oynarken biraz içiyordum.. O yüzden yorgun gözüküyor olabilirim ..’’ dedim.. Suçunu anladı o an , pazar günü mülakat mı olurmuş hıh..Biraz konuştuk , biraz dertleştik sonra benden elektrik aldığını söyledi(Hönk)..Ne garip insanlar var.. Elektrik alacağına benden, işe al ..:)Terbiyesiz ne olucak..

* Pazartesi tam kendime geliyordum ki , ansızın Volkan geldi..Askere gideceği için , psikolojisi iyi değildi o yüzden Volkancığıma vakit ayırdım .. Fakat şu an çok mutluyum ; Bu gün aldığım habere göre İzmir çıkmış..:)Zaten İzmir de yaşıyor , inanamıyorum hala..

*Bir akşam yanlışlıkla Bertuğ Cemil konserine gittik .. Başka mekanlarda eğlenmeye çalıştığımız için , konserin sonlarına yetişebilmişik .. Yağmur isimli parçasını dinledik ama..:) Sonra canımı eve bıraktık , tekrar döndük mekana.. Volkan müzisyen olduğu için Bertuğ ile muhabbet etti .. Daha önce hiç tanımadığımız , esrarlı bir kız ile tanıştık.. Biraz salça oldu , sonra kaçtık..:)

*Bir akşam arkadaşlarım ile Uludağ da kaldık .. Dağ havası bambaşka..:)

*16 kişinin katıldığı Pes turnuvasında birinci oldum..En iyi benim..:)

* Bu hafta sonu yine plan belliydi , Kulis e gideceğiz demleneceğiz , ardından Highout da kopacağız... Highout da Gözde nin doğum günü varmış , o yüzden erken orada olmamız gerekiyormuş.. Kulise gittik , bira içiyoruz , muhabbet ediyoruz , ikinci biraları söylediğimiz anda Neşe aradı , hemen gelin ! dedi..Neyse , gelen biraları fondip yaptık ve arabaya bindik gidiyoruz..Arabada yükselen sesler şöyle; - O da ne !
-Polis çevirmesi !
-Resmen Sıçtık!
-Bize mi dur diyor!
-Galiba!
-O el kol oynatması bize mi!
-Bir bu eksikti!

Kenara çektikten sonra , memur bey in yanına giderek

-Bir kusurumuz mu oldu acaba ?
-Arka stop lambanız yanmıyormuş , ihbar ettiler..
-Hmms..

Araba Bmw olmasına rağmen arka stop farı bagajın içine düşebiliyor , çünkü araba Ümit in arabası..:)Hepimiz gerildik o an , çünkü arabanın araç muayenesi yok ve alkollüyüz.. Ehliyet ve ruhsat ı verdim.. Bekliyoruz..Bir anda herkes ;

- Sakın üfleme ! Gerekirse olay çıkartırız ama sakın üfleme !

Arkadaşlarım arasında ehliyetini kaptırmayan sadece ben olduğum için , ehliyetim altın değerinde..:)

Memur bey yanına çağırır ..

- Araç’ ın muayenesi geçmiş !
- Aa .. Geçmiş mi ?
- Geçmiş ! Alkol var mı ?
- Hayır Memur bey ..
- Arkadaşların kokuyor da , sen de var mı?
- Ben bir tane içtim..
- Bir tane içtiysen , çıkmaz promil , üflermisin şuraya?

Beş saniye düşündüm.. Ehliyeti verdikten sonra olacaklar aklımdan film şeridi gibi geçti..Otobüsler de fordlandığımı bile gördüm..:) Arkadaşlarım ın üfleme diye bağırmalarını duymamazlıktan gelip , Üfledim..

Dıııt!
-Yeterli bu kadar üflemen ..
-Bir tane içtim ama son bira fondipti..
-Bir tane içtiysen çıkmaz , iki tane içtiysen sorun olurdu ..
(İki tane içtiğimi söylesem mi acaba )
-Bir tane içtim ama fondip işte(yusuf yusuf , ben ne dediğimi biliyor muyum:) )..
Aletdeki rakamlar yükselmeye başladı .. Kalbim duracak..Dur dur dur dur diye söyleniyorum..:)
Veeee 36 Promil de kaldı..:)
O an sanki Türkiye kazanmış gibi kucaklaştık ..:)
Sonra bastım Highout a gittim.. Eğlenmeye ve içmeye devam..:) O akşam çok önemli olaylar olmasına karşın , yaşadığım bu heyecan bana yetmişti..:) Bünyemiz sağlam ayıptır söylemesi..:) Veya verdikleri Bira dandik..:)

Sağlıcakla..

Alkol ve Güzellik

Alkolün iyiliklerinden daha önce bahsetmiştim.. Şimdi aklıma daha farklı birşey geldi.. Alkolün , avon malzemelerinden insanları daha çok güzelleştirdiğine inanıyorum..:)

Herhangi bir cafeye gittiğim de , güzel kız vardır çirkin kız vardır.. Cafe de oturduğum süreç içerisin de güzelleşen kız yoktur , bu değişimi görmeyince üzülüyorum.. Fakat içkili mekanlara gittiğim de , yine çevrem de güzel kız ile çirkin kız vardır( İki güzel hiç olmuyor yanımda , hep bir çirkin olucak ..:) ) , fakat mekanda oturdukça , güzelleşen kızlar vardır.. İşte bu olay beni mutlu ediyor.. Kıştan çıkıp , bahara girmiş gibi oluyorum..:) Şöyle olaylar geldi başıma ;
- Canım , bu benim liseden arkadaşım Şirinay
- Merhaba ,(Ben de dolunay :) ) hoşgeldin
( Geçen iki saat içerisin de biralar votkalar içilmiştir , haha huhu gülmeler başlamıştır o anlarda gözüme birisi çarpar ..)
-Canımm , bu bizim masamızda takılan kız kim ,tanıyor muyuz?
-Ay tanıştırdım ya , gecenin başında..
-Şirinay olan kız bu mu?
-Evet
-Aman tanrım ,Şirinay eski sevgilim Hilal olmuş..:)

Burda güzelleşen ben miyim Şirinay mı .. Tabiki Şirinay ..:) Ben erkeğim güzelleşemem..:)

Sadece barda güzel olan kızlar biliyorum.. Bar a girince birden kıza bir güzellik geliyor .. Gökten parlak bir ışık iniyor kıza..Evet biliyorum Bar ın ışığıdır o , ama olsun Bar da güzel oluyor kız..:) Sonra bir arkadaşım geliyor ;
-Kanka şu kızı bana ayarlasana
-Oğlum bu kız da bug var
-Nasıl yani
- Kız ile dışarda görüşmezsin , barda güzel sadece , barda takılcaksan ayarlayım , ama dışarıda da görüşürüm dersen bana haber verme..:)
-Yok abi kalsın , sadece barda güzel olan kızlardanmış..

Bence bu tür kızların hepsi göz yanılgısı , David Copperfield salıyor bunları ortama ..:) Yanlışlıkla , gözümüze aldanıp bar ın dışına çıksak , sonra türlü türlü yalan uydur kıza..:)Ah David seni bir yakalarsam göstereceğim sana kaş göz yanılmasını..:)

Konu ile ilgili sen güzelsin şarkısını uygun gördüm , kusura bakmayın artık..:)(Varr! Zorr! Her akşam bir kaç kadeh atma şeklim var ! Haha )

Sağlıcakla..

Oturmaya mı geldik?


Cumartesi geceleri benim için önemlidir , haftanın bütün yorgunuluğunu atmak için dışarda eğlenebildiğim kadar eğlenirim , işsiz olduğum için artık hafta içi yorgunluğum olmuyor , fakat yine de alışkanlıktan ötürü , Cumartesi dışarı çıkabilitem yüksektir..

Geçtiğimiz hafta , Salı günü fasıl da , Perşembe günü karaoke de eğlendiğim için ..Cumartesine enerjim yoktu..Odamın içinde yorganım ile güreşirken , Ümit geldi , hemen içmeye başladık.. İçtikçe enerjim yerime geldi.. Kim nerede diye haberleri almaya başladık.. Sonra atladık arabaya alkolün bizi götürdüğü mekanlara gittik..:) İki kişi başladığımız gece , ilk mekanda 3 oldu , sonra diğer bir mekanda 6 oldu , sonrasını sayamadım , zaten saymaya çalışsam yanlış sayardım.. :) Kafam güzel olduğu için dans etmeye başladım..Bütün arkadaşlarımın yanından , yabancı bir kız aldı beni..Seksi danslar ettik..:) Yabancıların dans anlayışı böyle ama..:) Çifte telli oynucak halimiz yok turistlerimiz ile..:) Sonra turist kızımızın arkadaşları gidiyorlardı , fakat turist kızımız yanımda kalkmak istedi , o an biraz tırstım.. :) Başıma kalcak falan , aman..:)Sonra , ingilizce olarak ben birşeyler söyledim ve gitti , ne söylediysem artık..:)Yabancılar iyi insandan anlıyorlar , tatildeyken de turistler ile daha iyi anlaşıyorum.. :)Bizim türk kızlarımız anca uzaktan baksınlar..:) Göz kırpsınlar , gülümsesinler.. Bak turistlere iki dakikada tavlıyorlar..:) Yol yordam biliyorlar canım.:)

Bu sabah Aşk Tutulması isimli filmi izledim , ne güzel bir filmmiş..) Fenerbahçeli olarak memnun kaldım..:) Beşiktaşlı olsam yine memnun kalırdım , Galatasaraylı olmazdım bu ihtimali düşünmüyorum..Bu arada filmden çok şey beklemeyin , güzel dedim ama güzel olan tarafı Fenerbahçeli olmaları , bir de ben , aşk görünce mutlu olan bir insan olduğum için , hemen sevdim..:)

Canım ile görüştüm az önce , morali bozukmuş çaktım iki muhabbet kendine getirdim..:) Hafta sonu maceramı anlattım , bundan sonra o da gelicekmiş .:) Yolacağı bir kaç insan varmış ..Yanımdan uzaklaşması gereken insanlar uzaklaşsın , sonra uyarmadın demeyin..:)

Elleri görelim , Sağlıcakla :)

Büyümüşüm Farkında Olmadan

Dün yeni kalktığım zamanlarda , bir baktım annemin misafirleri geldi.. Annem odama gelip ; Şu ile bu teyzeler geldi , bir merhaba de bakalım seni görsünler dedi.. Şu ile Bu teyzeleri görmeyeli onbeş sene olmuş , bir de üstüne üstlük teyzelere görücüye çıkıyorum .:)

Odamdan çıktığım anda , sevinç naraları başladı ; Aaaaa laaavv yuuuu çok yakışıklı olmuşun , sokakta görsek tanıyamayız , çok değişmişin , gözlerin annene daha çok benzemiş , göbeğin babana çekmiş , kaşın amcana gibi muhabbetler başladı , sanki yeni doğmuş bebeğim, gazımı da çıkartsalar tam olucaktı..:) Ellerini öptüm sırası ile , bütün yaramazlıklarımı biliyor bu teyzeler o yüzden iyi davrandım.. Sonra başladılar anlatmaya yaramazlıklarımı ..Bu arada evde 5 yaşında bir çocuk var bakıp bakıp gülüyor bana , benimle çocukken , oynayan mahalle gencinin çocuğuymuş.. Mahallerinin gençleri sevimli olduğum için benimle kız tavlamaya giderlerdi..Köpek yavrusuyum sanki..:)Hemen çocuğu alıp ,kız tavlamaya gitmedim tabiki , bana yapıldığı gibi havada taklalar attırdım.. Öcümü aldım..:) Sonra çocukken evcilik oynarken öpüştüğüm kızın annesi başladı ; ay kızımı çağıracağım , gelsin görüşün , eskiden az oynamadınız , bizim evde fotoğraflarınız var , gelsin buraya görüşün(Buldu taş gibi çocuğu , hemen kızına yamamaya çalışcak tabiki:P ).. Ben serin kanlılıkla , başka zaman görüşürüz , ben zaten dışarı çıkacağım diyerek başımdan savdım.. Bir an gelcek diye korktum ama ..:) Sonra odama kaçtım..

Peşimden ufaklıkta geldi hemen , burası + 18 bir oda dedim..:) Anlamadı .. Koyu bir muhabbete başladık (İki tavla attık.:) );
- Kaç yaşındasın sen ?
-Babaanneme göre 5 , anneme göre 6
-Sen kaç yaşında hissediyorsun kendini
-Annemin söylediği doğrudur , altı diyelim
-Hangi şarkıyı daha çok seviyorsun
-Başkasa , arkadaşlarımız ile söylüyoruz bile
-Ben bilmiyorum , biraz söyler misin bana
-Başkasssa başkassssa aşkım başkassssa (Anladım ki , İsmail Yk bas gaza şarkısı)
Sonra çocuktan soğudum biraz ;p , eline verdim psp’yi başladı oynamaya .. Ardından canı sıkıldı , başka oyun yok mu dedi , ben 5 yaşındayken , kara kutu bulunca sabaha kadar oynuyordum , çocuk psp de need for speed oynarken sıkıldı..Bu çocukları anlamak zor..Sonra top oynadık beraber..:) Bir de kendimi sorumlu hissettim , küçükken benimle az oynamadı babası , ben de onun çocuğu ile oynadım ödeşmiş olduk..:)

Bu arada , geçen gün canım arkadaşım bize geldi..Facebookta arkadaşlarımızın resimlerine bakıp dedikodu yaparken , çok eskilerden birinin yüzü gözüme çarptı , ben de ekli değil , arkadaşım da ekli kendisi , beraber büyüdüğümüz için o da .. Girip fotoğraflarına baktım.. Bir albüm yapmış , ismi Başaran , sadece bir kişinin fotoğrafı var..Galiba başarmış kendisi..Ben daha başaramadım o başarmış , hem de Başaran ile başarmış..:)

Sağlıcakla..

Yaz Albümleri


Dergi almak için gittiğim D&R da dolaşırken , yeni çıkan albümlere de şöyle bir göz gezdireyim dediğim anda , evde kendimi ; Teoman , Redd ve Hande Yener in albümlerini dinlerken buldum..Yeni çıkan albümlere kolay kolay alışamam .. Ama zorla dinlerim alıştırırım kendimi..
Aralarında en sevdiğim Teoman ın albümünü dinlemeye başladım , Renkli Rüyalar Oteli albümünden sonra , bu albüm daha iyi geldi bana.. En güzel hikayem albümü tadında bir albüm olmuş..Dinledikçe seviyorum albümü.. Ama nerede o eski Teoman albümleri .. Yine de yazdığı şarkı sözleri ile beni mest etmesini bildi..Sadece söz yazsa bile kabul ederim ..) Albüm de ilk önce kulağıma çarpan şarkılar ; Ruhun Şarışın (Çok anlamlı olmuş:) ) , Çoban Yıldızı ( Duygu yoğunluğu yaşatıyor insana) , Yalnız Kalpler Sütunu ( Sözleri ile dikkatimi çekti..)..
Redd in bütün albümlerini severim , çok samimi gelirler bana.. Bu albüme pek ısınamadım fakat..Hala Aşk var mı ? Öperler , Falan Filan ,Sen Kendinde Ol Yeter , tadında bir parçaya rastlamadım henüz..Fakat umudumu yitirmedim .. Redd in kötü albüm yapacağına inanmıyorum.. Biliyorum biliyorum dinledikçe güzel parçalar keşfedebileceğim..
Hande Yener , Nasıl Delirdim ve Hipnoz albümleri ile Türkiyeye yeni bir tarz getirdi .. Beni de çok mutlu etti , kim ne derse desin , bu işte cidden başarılı Hande Yener .. Türkiye standartlarında en sevdiğim Popçu , Funkçı .. Ev partilerin de playlistlerin olmazsa olmazı..Hayrola albümünden de umutluyum ben..:)

Sağlıcakla..

İşsiz Adam

Kusura bakmayın çok yoğunum .. İşsiz adam ım ama , yoğunum.. Issız adam da böyleydi , hep yoğundu , düşünün ben de noktaları var bir de , çok daha fazla yoğunum.. Issız adam gibi plakçıda kız görüp peşinden koşmuyorum hemde..Kızlar benim peşimden koşuyor , işşiz adamım ben..:)

Dün akşam içiyordum , çoğu akşam olduğu gibi.. Devamlı içtiğimiz mekan da bu kez alakasız bir biçimde fasıl varmış .. Çok zaman geçmeden uyum sağladım , eller havada şarkılara eşlik ettim.. Rakının payı büyük.. :)Birden birisi ismimi seslenip sarıldı öptü , pek umursamadım , genellikle böyle çok insan oluyor , kafam güzelken tanışmışımdır ,bir ortamda beraber eğlenmişiktir diye düşündüm..Tanıyamadığım için biraz utandım.. Tanıyamadım seni de diyemiyorum , çok ayıp çünkü.. :)Ardından ‘’ liseden sonra ne yaptın?’’ diye bir soru yöneltince , anladım ki liseden arkadaşım , Anladımm ki anladımmm ki şarkısını söylüyordum o arada , çünkü işsiz adam benim..Neyse.. Şu okulu bitirdim şurda çalışıyordum , kriz nedeni ile ayrıldım , öylesine işsiz adam olarak takılıyorum dediğim zaman , benim senin gibi bir adama ihtiyacım var dedi , o an düşündüm benim gibi adamı , rakı içiyor , devamlı gülüyor , arkadaşları ile muhabbet ediyor , haha huhu seslerim ileherkesi rahatsız eden bir insan gördüm.. Ama benim gibi adama ihtiyaçı var , ilginç .:)Ne iş yapıyorsun dedim , BES ile ilgili dedi , yarın 14 de buluşalım şu an eğlencen bozulmasın dedi ..

Bu gün buluştuk;
Yeni aşıklar gibi , bir bankanın önünde buluştuk , sonra konuşmaya gittik.. .Bireysel emeklilik sisteminden bahsetti , müşteriyi nasıl kandırcağımızı anlattı , tabiki o böyle dile getirmiyor ama ben öyle anlıyorum..) Sonra kazancımı ortaya çıkardı .. 6 ay sonra falan eğer şunları yaparsan , 45 bin civarı aylığın olucak dedi..Komik geldi güldüm.. Devamlı takım elbise ile dolaşcaksın dedi , yine güldüm , ben large insanım dedim.. Saçların kesilcek falan dedi , o sırada terbiyesizlik yapma dedim..:)45 bin ile beni kandırabileceğini mi sandın ..Ben 45 bin sana vereyim saçlarını uzat demedim ama diyebilirdim ..:) Ben işi hiç sevmedim, böyle bir iş mi olur , 45bin aylıkmış yok daha neler.. O kadar aylığım olsa , ben kafayı yer bireysel emekliyen bir insan olurum.. Emeklerken biri üzerime basar ölür giderim.. Öldürmeye çalıştı beni resmen..:)Dört saat süren bir iş görüşmesinden sonra ben seni ararım diyerek ayrıldım.. haha Hep bana mı diyecekler biz sizi ararız.. Al işte ben de seni aramayacağım , duyguların ile oynadım , haberin yok.. 2 Sene sonra arayacağım o arkadaşı ama , ne oldu 45bin aylık alabildin mi diyeceğim .. haha :)

Neyse işte işsiz adam olmaya devam ediyorum.. Bu durum beni hüzünlendirmiyor zaten.. Yaz sezonu geliyor , Bodrum veya Kuşadasına giderim kapağı bir yere atarım ..Atamazsam , daha az yer daha az içerim .. Kendine gel gribal kriz , 2 ay içinde beni yataklara düşürdün , öğlene kadar uyuyorum sayende..:) Patronuma yazdığım İşsiz adam adlı şarkının sözlerini yayınlayım size ;

İşçin olunca bilmedin mi
Yeni işler bağlayınca gülmedin mi
Maaş bodrosunda hasret var ayrılık var demedim mi
Anlamazdın anlamazdın
O kadar para da kazandın
Hani sen maaşları kesen kalpsiz patronlardan olamazdın
Dilerim ki mutlu ol patronum
Ben olmasam bile asgari ücrete çalışacak bir sürü insan var
Günahım boynunda , ödenmeyen bir ekstre bıraktın arkanda
İşsiz kaldım sanma
İşsizlik geçer zamanla
Çalışmamaya tövbe demem ben
Görürsün ben de patron olunca

Sağlıcakla..

Pantolondan Hikaye

İzleyeceğim filmler arasında dolaşırken , The Sisterhood of the Traveling Pants ı gördüm.. Biraz duygusal mı kaçar diye düşünürken izlemeye başladım(Bu günlerde duygusal durumumdan arınmak istiyorum da )..

Filmin konusu şöyleydi ; Dört yakın kız arkadaş , yaz tatili nedeniyle birbirlerinden ayrılmak zorundadırlar , çıktıkları alışverişte kızların hepsinin içine girebildiği bir pantolon bulurlar .. Farklı fiziklere sahip oldukları için , pantolonun büyülü olduğuna inanan kızlarımız , pantolon ile ilgili kararlar alırlar.. Her hafta birinde kalıcak olan büyülü olduğuna inandıkları bu pantolon , sürüklenip dururken , bizde 4 farklı hikaye yaşıyoruz..

Tibby ( Amber Tamblyn) olan kızımız , yaz tatilinde alışveriş merkezinde çalışmaktadır , kargosunu getiren küçük kız ile arasında değişik bir bağ olucaktır .. Lena(Alexis Bledel) ise , yunanistana akrabalarını ziyarete gider , burada daha önce hep durduğu duygularını açığa çıkaracak birisi ile karşılaşır .. Carmen(America Ferrera) , ayrı olduğu babasının ziyaretine gider ve umduğu gibi karışılanmaz..Bridget ( Blake Lively , Ah Blake vah Blake diyerekten Gossip Girlden hatırladığımız Blake :) ), futbol ile ilgili yaz kampına gider , orada antrenör olan çocuğa aşık olur.. Blake den başka ne beklenir ki zaten.. :p

Her kızın hikayesinden , hayatımda parçalar bulduğum film , arkadaşlığı güzel bir şekilde işlemiş .. Bu arada Lena gibi bir yaz geçirmek istiyorum ben..Önüme koyduğum duvarları artık kaldırmak istiyorum .. Bunu yapmamı sağlayacak birisi çıkar herhalde ,ayrıca benimde pantolonlarım var , içine diğer arkadaşlarım giremiyor veya içinde kayboluyor olabilir .. Ama pantolonlarım onlara uymuyor diye arkadaşlıklarımı kesmiyorum..:) Ama bu yaz , unisex beyaz dar esnek paçalı don alacağım , bütün arkadaşlarım ile sıra ile giyeceğim , o kızların hepsinin içine girebildiği büyülü pantolonu varsa , bizim de hepimizin içine girebildiği büyülü beyaz paçalı donumuz olucak.. Şu ada bakın bir kere ; Büyülü beyaz paçalı don ..:)İsminde davet var ..:) Böylelikle yazımız süper geçicek .. Heyt be iyi ki Türküz ..)

Sağlıcakla..

& Me

Havaların günden güne güzelleşmesi ile değil , iliklerime kadar hissettiğim duygusallığımın ortaya çıkması ile yazın geldiğini hissediyorum.. Yaz gelirken korkuyorum çünkü , hayatımın en önemli hadiseleri hep yazın oldu... Bu yüzden bu yaz , ne gibi süprizlerle karşılaşacağım diye merak içindeyim..

Az önce Marley & Me filmini izliyordum , filmi izlerken duygudan duyguya atladım , o kadar çok duygular arasında geçiş yaptım ki , filmin sonunda ağlıyordum.. Bu kadar kurcalarsam duygularımı bozacağımı biliyordum , ama elimde değil , hala yaramaz bir çocuğum..

Küçükken evlilik denildiği zaman , aklımda hep kız isteme sahnesi canlanırdı.. O kahveyi getiren kız ; lise yıllarıma kadar hep değişiyordu , kimle evcilik oynasam kahveyi o getiriyordu.. :) Lise yıllarımda , yaz aşkı olarak nitelendirdiğim birisi aldı o kahveyi bırakmadı.. Üniversite yıllarıma girdiğim an da yaz kış aşkı olmuştu..Durum ciddileşince hayal kuramadım bir süre .. Sonra hayal ,gerçeğe yaklaşırken , yine hayalim de kahveyi suratımın ortasına atarak o hayalimin , fincanın içindeki bir fal olduğunu anlamamı sağladı ve o da gitti.. Şimdilerde düşünüyorum da, hiç bir insan kahveyi getirmiyor ,durum o kadar vahim ki , annem getiriyor kahveyi , arkadaşlarım getiriyor.. :)Kız istemesinde yanımda olucak ne kadar insan varsa , hepsi teker teker bana kahve getiriyor.. Evlilik denildiği zaman aklıma gelen hayalimin içine ettin(iz) .. :)

Ben Marley & Me den bahsediyorum sanırsam.. Hayalini bile kuramadığım bir evlilik izlediğim için , evlilik konusuna girmişim yanlışlıkla.. Film beni çok etkiledi , Babam & Oğlum izlemiş gibi ağladım..Bundan sonra film isminin arasında ‘’ ve ‘’ görürsem o filmden korkacağım..

The Gathering den bir parça paylaşarak yazımı bitireyim..

Sağlıcakla..

Acı Tv

Televizyon programlarında ağlayan insanlar sinirlerimi bozuyor artık..Bu tv programları ; insanlar hoş vakit geçirsin , eğlensin , bilgilendirilsin diye yapılmıyor mu ? Bu ne biçim iş böyle , ağlayan ağlayana.. İnsanızdır duygusalızdır ağlarız, fakat bundan para kazanma gayesini çözemiyorum.. Ne kadar acıklıysan o kadar çok reyting geldiği için , ağlayan insana da o kadar çok yardım ediyorlar ..

Hamdi bey ağladığınız için 85.000 teklifte bulundu .. Üzüntüden bayılırsanız , 100.000 teklif edebilir ..

Bu kadar çok ağladığınız için , size 5 kişi izdivaç teklifinde bulundu , hadi gene iyisiniz.. Durun ama artık , ağlamayın efendim .. ‘’Evleri arabaları varsa ağlamayacağım..’’

Bu gün stüdyomuzda , kardeşi öldürülen , kızı kaçırılan , tecavüze uğrayan konuklarımız var ,reklamlardan sonra devam edeceğiz..

Ben onun mercimek çorbasını beğenmiştim , o benim özel kremalı yağlı tuzlu baharatlı ezogelin çorbamı beğenmedi , ühühü ..

Ama , küçük Emrah ile başladı bu furya .. :) Bütün acıların hepsini bir arada yaşayan Emrah çok sevildi , üzerine Küçük Onur , Küçük İbo çıktı , hangisi daha acılı diye düşünürken.. Artık hangi tv programı daha acılı diye düşünür oldum..:)

Doğan grubu ve Çukurova grubuna mail atacağım , Acı Tv kanalını çıkarın , bütün gün izleyip , ağlayalım rahatlayım diyeceğim..:)

Sağlıcakla ..

İyi Ki Var

Yaklaşık bir haftadır alkol almadım , kendimle gurur duymuyorum ama..:)Alkol almakta sakınca görmüyorum , sigara içen insan ; sigarada ne kadar sakınca görüyorsa benimki de o kadar..

Alkol beni en iyi teselli eden dostumdur.. Hayatımın en kötü günlerinde hep alkol vardı.. O yüzden , kötü günlerimde yanımda olan birini , iyi günlerim de bırakmıyorum.. Kötü gün dostu değilim ben Alkol ..:)Alkol bu duruma ne kadar seviniyor ne kadar üzülüyor umurum değil ..

Alkol alıp sızmıyorum , alkol alıp kendimi bilmemezlik yapmıyorum , alkol alıp kimseye rahatsızlık vermiyorum , alkol alıp olay çıkarmıyorum.. Sabah kalktığımda dün gece alkol aldığım için pişman olmuyorum , birşeyler yapıp alkolün arkasına sığınmıyorum, yanında duruyorum..:) Fakat alkol alıp mantıksız hareketler yapabiliyorum ama ; ‘’Bu gece yazlığa gidip orda kalalım’’ diyorum , kıçımızın donacağını düşünemiyorum ama.. ‘’Bu mekan beni sıktı , şu mekana geçelim’’ diyorum , yarın sabah parasız uyanacağımı tahmin etmiyorum ..Herzaman karşılaştığım , konuşmaktan kaçındığım birisi , birden çekici gelmeye başlıyor.. :)

Alkol alınca dinlediğim müzikleri pek umursamıyorum hepsi güzel geliyor , ellerim havada ‘’ Hoşgeldin yaaar yüreğime , haydi liliilililiilili ‘’ yaptığımı hatırlıyorum .. İlginç dans figürleri bulup dans ediyorum..Alkol alıp kızlarla kesişiyorum (bu hoşuma gidiyor ),yanıma gelirlerse tersliyorum , ne kadar salağım..:)

Alkol bütün kötü günlerin anası , bütün iyi günlerin çulsuz sevgilisidir , cebimde para bırakmıyor yahu..:)

Şu sıralar , rakı masasında sabahlara kadar muhabbet edesim var.. Havalar biraz daha ısınsın , Arap Şükrüyü ziyaret ederiz.. :)

Anlamlı bir şarkı ile yazımı bitiriyorum..:)

Sağlıcakla..

''Mim''ikliğim

Hayalbemol , çocukluğumun anılarını anlatmamı isteyen sorular paslamış ama iyi mi yapmış kötü mü yapmış bilmiyorum.. :)
Hayalbemol demiş ki ;

‘’Anlatın bana bakıyım neler yaptınız siz çocukken , haylaz mıydınız?Durgun muydunuz?Sümüklü müydünüz ? Oyunbozan mıydınız? Gıcık mıydınız? Hileci miydiniz?’’

Çocukken çoğu arkadaşım hep kızdı , yine öyle sanırsam.. :)

Çocukken evcilik oynamaya bayılırdım ; Bir gün yan komşumuzun bahçesinde , komşu kızı ile evcilik oynuyoruz , ellerimizde octopuslarımız var ( İsmini tam hatırlamıyorum salladım , sıkınca bir tarafından su fışkırtan plastik oyuncak , o zamanlar çok modaydı ). Komşu kızının bu sözü ile olaylar değişik gelişir ;

- Şimdi bu kuru kafa olan octopus beni zehirlemiş biliyor musun?
- Hadi arıları kovalayalım ?
- Ama ben zehirliyim kovalayamam , ölebilirim ben..
- Sana bahçedeki çiçeklerden ,taştan , topraktan bir iksir içireyim iyileş olur mu?
- Hayır , o beni iyileştiremez , iyileşmek için tek çözüm beni öpmekmiş ..

Bu söz ile kafamda şimşekler çakar , bayılcak duruma gelirim ama haylazlığımdan birşey kaybetmeyerek;

- O zaman hemen öpeyim seni :) mucu !
- Hayır yanağımdan olmaz , dudağımdan öpmen lazım!
- Yalan Rüzgarı dizisindeki gibi mi?
- Hıı hıı evet ..
- Sonra biz öpüşmeye başlarız , muju ucu vucu cuk muk..

Öpüşmeye devam ederken , komşu kızının amcası gelir , biz kendimizi kaptırdığımız için göremiyoruz..:)
Sonra amcası bizi görünce , biraz kızarak , bir daha bunu yapmamamızı söyler ve bir daha yapmayız..Zaten o günden sonra öpüşürken hep korkmuşumdur .:)

Çocukken , eve devamlı yara bere içinde gelirdim , annem yara bere görmeyince , iç kanamam var mı diye merak ederdi :)

Çocukken hemen 2 tekerlekli bisiklet kullanmayı öğrenmiştim , 5 yaşında mahallenin gençleri ile yarışır olmuştum.. Tabiki biraz dikkatsiz olduğum için devamlı kaza yapıyordum ve bisikletimi bozuyordum.. Babam ceza veriyordu , yine bir ceza ertesi ;
Bisikletim ile ben kavuşuyorum , annem bisikletimi dışarı çıkarmış , ben sevinçten uçuyorum .. ‘’Anne söz veriyorum yavaş kullacağım’’ diyorum..Annem ‘’Bak izliyorum seni buradan lütfen yavaş ol’’ , bu sırada annemin arkadaşları ve mahalle gençleride beni izliyor , herkes yavaş kullanmamı istiyor .. ‘’Tamaaaam yavaş kullancam ‘’diye bağrıyorum.. :) Ardından atlıyorum bisikletime sürmeye başlıyorum , ellerimi bırakıyorum , annemlere dönüp el sallıyorum veee annemlere dönüp el sallarken önüme gelen direği görmüyorum ve bir güzel direğe çarpıyorum ..:) Herkesin , başıma toplanması ile .. ‘’ Bisikletime birşey olmuş mu’’ diyorum ben !

Çocukken hiperaktif olduğum için , annem doktorlara götürüyordu ! :(

Çocukken cama çıkıp , ay dede ay dede senin evin nerede ? Şarkısını söylüyordum.. (Duygulandım biraz, özürdilerim..)

Çocukken her türlü , cilli , taso , ortada sıçan , gol atan kaleye ,kutu kutu pense , renkli istop , ip atlama , sek sek gibi oyunları oynayıp sosyalleştim..:)

Çocukken ısırma hastalığım vardı , ısırırdım affetmezdim..

Çocukken, büyükler ile daha çok takılırdım , öğrettikleri ayıp kelimeleri anneme ve babama sorardım .. :)

Çocukken çok tatlı olduğum için , her gören sevmeye gelirdi , şimdi gelmiyorlar , hala tatlı sayılırım oysaki .. :)

Çocukken annem yetenekli olduğuma inandığı için tiyatroya zorla götürmeye kalktı fakat , işim olmaz benim diyip kaçtım !Toprak arsaya arkadaşlarla çukur kazıp , içine su doldurup , üzerini çimlerle örtüp birilerinin bu çukura düşmesini bekledim , düşen oldukça eğlendim..)

Çoçukken diye başlayabileceğim o kadar çok anlatacağım anım var ki , burada bırakayım ..
Bu konu ile ilgili ; Bodrum Sibel , кıямızıℓı ve Elly mimlendiniz .. :)

Sağlıcakla..

Sen Meşk San


İki insan birbirini sevince , beraber ciddi ilişkinin adımları atılınca , olaylar birden değişir .. Mesajlaşma isteği ortaya çıkar.. Eskiden ne yaptığını merak etmediğin insanın birden ne yaptığını merak eder olursun..Odanda otururken yukardan bir ses (üst komşu değil .p ) ‘’Mesaj atmalısın , acaba ne yapıyor şu an ! ‘’ der ve birden aklın karışır .. Harbiden 1 saatdir ne aradı ne de msj attı dersin ve birden telefona sarılırsın.. İşte yukardan ses duymaya başladığımız anlarda , bence biz büyük bir hastalığa yakalanmışıktır , bırakın o ilişkiyi kaçın gidin.:) Ama gidilmez ..

Mesajlaşma hastalığına yakalandığını anlayamayan çiftlere bu olar çok güzel gelir , devamlı msjlaşılır .. Cep aile hatları alınır ..: ) Bizim zamanımızda cep aile hattı almak evlilik kadar önemliydi .. Önceki zamanlarda bir sevgilim , cep aile hattı alalım dediğinde , 1 hafta düşündüm kabul fakat etmemiştim .. Sonra evlilik yüzüğü alır gibi , cep aile hatlarını alıp , romantik bir akşam yemeğinde süpriz yapmıştım ..:) Ne kadar romantiğim .. :) Bu arada cep aile hatı alıp , aile kuran bir çift görmedim , varsa helal olsun o çifte ..:)

Mesajlaşma alır başını gider , hala hastalığa yakalandığını anlayamayan çiftimiz ( Bu çiftin , şu an tek kalanı ben oluyorum sanırsam) , msjlaşmaya devam eder .. Uyanınca(güzel olanı bu oluyor) , kahvaltıda , öğle yemeğinde , derste , okulda , arabada , otobüste , akşam yemeğinde ... Her yerde her şekilde mesajlaşır olur insan..

Çiftimiz , her dakika msjlaşarak çok iyi bir ilişki içerisinde olduğunu düşünür , her dakika romantik anlar yaşadığını sanırlar ama , yok öyle bir şey ;
Erkeğimiz , arkadaşları ile pes oynarken , bira içerken , manita muhabbeti yaparken msj atmak zorunda kalır ..
Kızımız , arkları ile dedikodu yaparken , bulaşık yıkarken , okulun yakışıklılarından bahsederken msj atmak zorunda kalır..Bunlar olurken , mesajlar şöyledir ;

E : Aşkım
K: Canım
E:Bebeğim
K:Hayatım
E:Tatlım
K:Çiçeğim
E:Güneşim
K:Balım
Üretebildiği kadar üreten çiftler böyle devam eder .. Ve ;
E:Herşeyim
Artık msjlaşmak istemeyen erkek , herşeyim yazarak mesajlaşmayı kazandığını düşünür..Kızdan msj gelir ;
K: Herşeyimin her noktası
..
Ve uzar gider msjlaşma , saatlerce ..Günlerce .. Haftalarca..

Mesajlaşma hastalığına yakalanmış çift için sorun çıkarmak çok kolaydır .. Bu konu başka bir zamana kalsın ama ..

Sağlıcakla :) ..

Seçwomen

Cumartesi günü eğlencesinden sonra , yavaş yavaş kendime geldim.. O da ne ? Seçmece partiler ve seçim heyacanı sarmış dört bir yanı .Oy kullanmaya gitmeye üşendim tabiki , bilinçli seçmen benim..

‘’Oy kullanmalısın , yoksa oy'un Akp e gidecek!’’ Söylentilerine kulak vermedim , oy bu istediğine gider ..Benim oyum özgür olsun istedim .. Zaten oy kullanmaya giden , ölen ve yaralanan insanları duyunca iyice tırstım.. Türkiye de , bizim oylarımız ile birilerinin başa geldiğine inanmıyorum.. Kim gelirse gelsin sonuç aynı ..Van minüt !

Laiklik karşıtı olduğunu düşündüğüm , iktidarda olan parti sürekliliğini bu şekilde sürdürürse , seçmen ve seçwomen olarak ayrılacağız .. Seçmenlerin oyu 4 oy olarak sayılcak , seçwomenlerin oyu 1 oy olarak sayılcak..

Biz toplumumuzda seçmek ile ilgili ilginç diyaloglar var ;

-Seç beni göreyim seni !
-Amcaoğlu beni seç , ihale senin olsun !
-Seç beni seni müdür yapcam !
-Seçmece bunlar !
-Beni seç beni seç !
-Seni seçtim pikachu!
-Seçmece değil kesmece bunlar!
-Tutun çekin beni !
-Seçkin Piriler de çok güzel ya! :)
..

Abartmayım daha fazla Sağlıcakla ..

Charlie Az Değilsin!



İzleyeceğim filmlerin çoğalması ile birlikte , seçim yapmakta zorlanıyordum.. Karar veremedikçe , dizime(Weeds) devam ediyordum.. Baktım ki böyle olmucak..:)Gözlerimi kapadım ve elime gelen film i izleme kararı aldım.. Aaa , ‘’Charlie Bartlett ‘’ geldi haydi hayırlısı diyerek , izlemeye başladım..

Bütün seyircilerin ; Charlie ! Charlie ! Charlie ! diye bağırması ile başlayan film de , Charlie’ yi rock star yada gladiatör (Maximus) sanıyoruz.. Fakat sonra öğreniyoruz ki , Charlie nin hayaliymiş bu..

Charlie nin okulda popüler olmak için , arkadaşlarına sahte kimlik çıkartarak , özel okuldan atıldığını ve devlet okuluna gitmek zorunda olduğu haberini alıyoruz.. Canımız Charliemiz , devlet okulunda ne yapıcak diye çok endişeleniyoruz , bu arada ..(Devlet okulu gibisi var mı yahu, mis ! mis! ) :)

Charlie devlet okuluna gittiği ilk gün , dışlanır ve dayak yer..:) Annesinin panik olması ile birlikte , Charlie psikiyatrist yardımı alır .. Ve , kullandığı haplar sonucu biraz kafayı bulur ve enerji patlaması yaşar.. Bu hapları Charlie arkadaşlarına da vererek , birden okulda tanınan ve dert dinleyen , Dr. Charlie olur .. Okul müdürünün kızına da aşık olunca.. İşler iyice karışır..

Oyunculuk yönünden tatmin edici , eğlenceli ve eleştirel bir film olmuş.. Benim hoşuma gitti..

Sağlıcakla..

Cumartesi


Cumartesi gecesi , Türkiye’nin Thom Yorke unu izlemeye gittim .. Thom Yorke benzetmesi biraz ağır kaçabilir fakat , süper sözler yazabildiği için kalbimde ayrı bir yer edinmiş .. Şarkılarına ; Anıları sakladığım , üzerlerine açılmıcak kilitler vurduğum , fakat kilitleri kontrol etmek amaçlı Feridun Düzağaç konserine gittim..

Erken saatlerde içmeye başlayarak kendimi konsere hazırlıyordum . . Arkadaşlarım ile geyikler çevirip eğlenirken ; Alkol alarak kendimi rahatlatıyordum..Oturduğumuz mekanda çalan ’’Psycho Killer ‘’ parçasına bağırarak eşlik ediyorduk.. Ardından biraz daha kalabalıklaşarak kendimizi konserde bulduk..

Sarhoş olmam gerektiği için sert içkiler hazırlatıp devamlı içiyordum.. Devamlı içerek konseri izlemek daha basit oluyordu.. Sonra bir baktım ki konser bitmiş .. Seviniyordum .. Mutluydum.. Aşmışım ben artık , diyerek eve gelmiştim..

Evin kapısını açtığım anda ; Ne kadar çok ayakkabı var ya ,hiiii misafir gelmiş bize! Diyerek , eve girdim.. Gecenin 02:30 unda ne misafiri .. Yatıya geldiler herhalde diye düşünürken , odama sessizce girdim.. Bilgisayarımı açtım , pencereyi açtım .. Pencereden sonra yatağıma gitmek için biraz uğraştım sonunda ulaşmışım ki sabah yatağım da uyandım..

Evde misafir yoktu (Ayakkabılar kendi ayakkabılarım), Pencere açık uyunacak kadar sıcak bi hava yoktu (Sabah donuyordum) ,Bilgisayarda açık msn pencereleri vardı , fakat ben hiç yazmamışım , belki de yazamamışımdır .. :)

Konser de yanımda olan ; Gözlerimin içine bakarak , ağlamamdan korkan canıma , ‘’Ara ulan ara!’’ diye telefonunu bana uzatan kankama , İzmirden konser için (benim için değil biliyorum:) ) gelen kardeşime teşekkür ederim..

Tabiki herşeyi anlatamıyorum..Fakat ; Feridun Düzağaç Cumartesi şarkısını yazarak.. Cumartesi neler yaşadığımı anlatmış..

Sağlıcakla..

Uçan Adam!

video

Ağlanacak durumumuza gülmeli miyiz?
Türkiye de televizyon programı yapmak , o kadar basit ki ; Uçanı bul getir , kaçanı bul yine getir , imam ı getir , üfürükçüsünü bul yine getir , çıplak dolaşanı getir , tecavüz edeni bul yine getir , kocasını aldatanı getir , kocasının aldattığı adamı bul yine getir , hayalet göreni getir , hayaleti bul yine getir , katil i getir , katil in öldürdüğü insanı bul yine getir .. Reyting için ne bulsalar televizyon programlarına dahil ettikleri için ; Bir gün programa getirdikleri dengesiz insanların , program sunucusuna uçmasını o kadar çok istiyorum ki..

Sağlıcakla..

Gone Away



My Brightest Diamond nasıl bir gruptur beni benden alır ayaklarımı yerden keser , hava şu an olduğu gibi güneşli bile olsa , üzerime bulutlar çekerken , yağmurlar ile rahatlamamı sağlamaya çalışmamda en büyük etken olur..
Son günlerde Gone Away şarkısı favorim oldu ..Sözler ile bu kadar uyumlu olduğum ruh hali içinde olduğum, başka zaman olamaz , olmasın..



Far away you've gone, and left me here
So cold without you, so lonely dear
May June July I count the time
Every minute I go takes the smell of your clothes
Further away

'Cause you've gone away
Where there isn't a telephone wire
Still I wait by the phone
You don't even write to say goodbye
Goodbye

I have saved every piece of paper
Like grocery lists and note cards
To do lists and race scores
So just in case you change your mind
And come back, I've kept everything safe

While you're gone away
Where there isn't a telephone wire
Still I wait by the phone
You don't even write to say goodbye

Get me out get me off
Get me out get me off
Oh this is a ride going nowhere
But somewhere that I despise
Going nowhere to end up with a tearful
I don't wanna go on with these pieces of paper
That you left behind

This is a ride going nowhere
But somewhere that I despise
Going nowhere to end up with a tearful
I don't wanna go on with these pieces of paper
To keep me company in my old age

While you're gone away
Where there isn't a telephone wire
Still I wait by the phone
Why don't you write to say goodbye
Goodbye

Daha ölmediğimiz için ; Sağlıcakla diyelim ..

Yeni Çocuk

Gözümü açtım , şöyle bir tarihe baktım , 18 mart .. Kimin doğum günü bu gün diye düşünmeye başladım ..2 dk düşündükten sonra aklıma geldi.. Lise arkadaşımın doğum günüydü..

Lise 2 de olduğum zamanlar da, sınıfımıza öğretmenimiz ile birlikte bir öğrenci gelir ..Öğrencinin gelme amacı orta öğretim başarı puanını yükseltmekmiş , öğretmen bundan sonra bizim ile okuyacağından bahseder ve bir yere oturmasını ister öğrenciden..

- Şuraya oturabilir miyim Hocam?
-Yasin ‘ in (Darkstar) yanına mı ?

Tek başıma sıramda gayet masum şekilde oturuyordum , tek başıma oturuyordum çünkü ; Bir ders önce sıra arkadaşımı , sıranın altında ders dinlemeye mahkum etmiştim..Aslında ben etmemiştim , gayet sert takılan hocamız , problem çocuk gibi omuzdan askılı bir kemer takarak beni gülme krizine sokmuştu , baktıkça gülüyordum , yanımdaki sıra arkadaşımda gülüyordu fakat o sıranın altında takla atarak gülüyordu .. :) Bir baktım , arkadaşıma takla atarak en arka sıranın altına girmiş .. Orada ders dinliyor..:)

-Evet hocam , tek başına oturuyor birde ön sıralarda dersi rahat dinlerim

Bu arada ben ‘’ vay inek ders dinleyecekmiş ‘’ diye içimden geçiriyorum..

-Yasin in yanına oturursan notların düşer , bence oturma dedi Hocamız..
-Oturmak istiyorum diyerek üstledi ve yanıma geldi..

-Merhaba canım hoşgeldin , iyi bir tercih yaptın yanıma oturarak .. Ama şu saatden sonra ismini unut seni bundan sonra ‘’yeni çocuk ‘’ olarak çağıracağım diyerek hoş bir şekilde karşıladım..
-Peki dedi ve güldü..
-Hocam bu çok saf , alın bunu yanımdan , bu beni bile bozar , ders notlarım falan yükselir mazallah!

Diye karşı çıkmama rağmen beraber bir arkadaşlığa başlamıştık.. Zaten ilk gördüğümde kanım ısınmıştı kendisine , her halinden belliydi iyi bir insan olduğu , seneler geçsede unutamadığım bir insan oldu , düşünün o lise nasıl geçti..Bir çok anımız vardır beraber , ama en önemlisi ; ders notlarının düşmesini göze alarak yanıma oturmasıydı..Hala yanımda olamazdı..

Bence kaderimiz kendimiz çizeriz , herkesin ‘’hayır’’ dediği şeyler belki bizim için en idealdir..

Sağlıcakla..

Weeds



Yeni bir diziye başladım , hatta 2. sezona bile geçtim .. Dizimizin adı Weeds ; İki çocuk annesi Nancy , (Mary Louise Parker ) kocasını kalp krizi sebebiyle kaybetmesinden sonra , çocuklarına bakabilmek için geçim derdine düşer .. Fakat , bizim toplumuzda olduğu gibi sigortalı bir iş bulurum bakarım çocuklarıma diyen bir anne değil .. Bu annemiz , ot satarak ailesine bakma yolunu tercih etmiştir ..
Ot dedim ama ; Maydonoz , Marul , Ispanak değil .. Bildiğimiz veya bilmediğimiz (?) , Marihuana (Esrar) satışına başlar .. Tabiki böyle zorlu bir işi tercih ettiğinden dolayı , eğlenceli ve ESRARengiz bir dizi olur ..

Diziyi izlerken ben eğleniyorum , tabiki 2. Sezona kadarlık bölüm adına konuşuyorum , daha sonra ki sezonlarda ne olur bilemem , her an Lost karekteri diziden çıkabilir diye korkuyorum..:)

Ot satma işine kadın eli deyince , otlar pastaların çöreklerin içine koyup satılabiliyor .. Bende izlerken ister istemez özendim , ve annemden otlu birşeyler yapmasını rica ettim , annem de bana ıspanaklı börek yapti .. Yabancilarda ne anneler var yahu , otlu(esrarlı) pasta çörekler yapıyor..:)

Bu arada Mary Louise Parker , Desperate Housewiwes ‘ in Susan Mayer karekteri için teklif almış , fakat elinin tersi ile itmiş , helal olsun.. Devamlı Mary Louise Parker dan bahsediyorum çünkü , ondan hoşlanıyorum ..Çok iyi oyuncu o yüzden.. Yok ya abartiyorsunuz , yaşlı başlı zaten bana olmaz ..:) Orange Country dizisinden birilerini bulun getirin , her türlü evet derim.:)

Evde dolanan hatta ikamet eden birisi daha var , Nancy in ölen kocasının kardeşi Andy (Justin Kirk) ; Patavatsız , esrarkeş , hatunlara düşkün ve en önemlisi komik .. Dizinin en eğlenceli karekteri.. Özellikle kafası dumanlıyken..
2. Sezon un içinde bulunduğumu tekrar ederek , sürükleyici hoş bir dizi olmuş tavsiye edilir ..

Sağlıcakla..

Kop Banağ Banağ


Cumartesi gecesinden arda kalan ben , kafam tabiki güzel.. Birazcık yazayım öyle yatayım dedim .. Kokoreç yedim tabiki , ama çorba da içebilirdim .. Zaten bardan çıkınca , hayatın zorlukları hemen karşıma geliyor , kokoreç mi ?Çorba mı ? İkiside diyesim geliyor ama çok gelicek biliyorum.. O yüzden birini tercih ediyorum.. Bu gecemi kokoreç ustası Metin abiye ayırdım , ayırdım derken yanlış anlaşılmasın kokoreç yedik sadece , birde hoş bir muhabbet ettik ; Metin abi oy kullanmıcakmış , e o da haklı yılların kokoreçci Metin abi bütün parti manyağı adamlara kokoreç verdi , birisine verse ötekine ayıp olcak.. Kokoreçini yemicekler .. Çok prof düşünüyor , Metin i kutluyorum..

İstanbuldan gelen Bilal arkadaşım ile gayet hoş bir geceye imza attık , kendisine teşekkür ederim , ne zaman isterse ben kızları bırakıp Bilal ile eğlenmeye hazırım..

Bu gecenin enteresan olayı ön masamdaki öküz insanın bana bakışlarıydı , kız arkadaşı ile önceden bir münasebetim olduğu için kızın bana bakması ile zannedersem , öküz ün de bana bakmasına sebep oldu , bende farkettiğim gibi , biraz kitlendim buna.. Neyse ki sonra vazgeçti .. Kokoreçci Metin abi bile prof düşünüyor böyle dallamalar düşünemiyor , burdan kendisini kınıyorum(Burası neresiyse , sanki Arena )..

Eve geldim göründüğü üzere netde dolaşmaya başladım , bir baktım Duman ın albümleri , hani 18 martda çıkıcaktı , neden 14 – 15 mart da netde dolanıyor.. Kim bunu nete veriyor .. Ne kadar ayıp .. Kafaları dumanlı herhalde , tarihi yanlış vermişler diyeyim fazla irdelemeyim..18 mart da D&R da görürsem alırım bu arada albümü , korsan korsan bir yere kadar..

Guitar Hero oyununa sardım son zaman , nasil bir oyundur o öyle .. Çal çal sıkılmıyorsun .. Birde müziğin sesini açıyorsun , hafiften bir moda giriyorsun , o sırada gecenin sabahı 3 ü olduğunu fark eden baban geliyor ve biraz fırçalıyor seni.. Ama Guitar Hero sağolsun çalmaya devam..Türkler için Flüt Hero , Bağlama Hero da olsa fena olmaz..

Neyse biraz daha içeyim sonra uyurum ..Yumurtaya banar gibi kop banağ banağ diyerek ben kaçar ..

Sağlıcakla..

M(K)art Ayı


Geçirdiğim yoğun günlerden sonra , evde olacağımı tahmin etmiştim fakat hiç öyle olmadı ; Özleyenim var sevenim var , benim de gaza gelen bir yapım var , bu yüzden dışarlardaydım..

Mart ayı acayip bir ay , kedilerin sabırsızlıkla beklediği mart ayını ben hiç beklemiyorum , mart ayını yok sayıp nisana atlasak keşke diye düşünürüm senelerce , bunun nedeni bütün sevdiğim insanların bu ayda doğmuş olması ile birlikte , en parasız olduğum dönemlere denk gelmesidir. . Ama mart ayları hep güzel geçer diyip gönülleri alayım..

Mart ayı yüzünden biricik arkadaşım Ece’nin doğum gününü kutlayıp , eğlendik .. Alkol tüketen insanlar olduğumuz için , rakı ile başladığımız geceye , bira ile devam ederken mekanı da değiştirmek zorunda kaldık..Kıvama gelen vücutlar dans etmek istiyordu tabiki , koyulduk oynamaya , bu sırada kulaklarımıza bir ses geldi , ‘’bira içme yarışması var’’ diye..Birden bütün yüzler bana bakarak , hadi! Hadi!Hadi! , ‘’ Yok yaaağ daha dünyayı mı içeyim’’ dememe rağmen birden kendimi sahnede buldum.. Eh tabiki alkolün ve arkadaşlarımın etkisi var , ama hangisinin etkisi fazladır bilemiyorum..50 cl lik birayı kim daha çabuk bitirirse Feridun Düzağaç konserine 2 kişilik davetiye kazanacakmış , bunu sahnedeyken öğrendim , ben koca bir fıçı bira verirler falan diye umut ediyordum..:) O da ne? Yanımda hamile bir adam ! Korktum tabiki , merhaba! Kaç aylık falan filan diye muhabbete girdim ..İkiz bebeğini sevdim , tekme atıyor mu dedim .. Adamın kazanacağı belli yani içinde bir insan daha yaşıyor mu diye şüphelenirken , geri sayım başladı !

5 ! 4 ! 3 ! 2 ! 1! ..

5 sn sonra biram bitti , bir baktım herkes içiyor .. Kendime bir baktım sonra , ne kadar öküz bir insanmışım dedim..Herkes tebrik etti ; Sarılanlar , göbeğimi okşayanlar , tanışanlar (genellikle kızlar) , öpenler (karışık) ilgiye şaşırdım bir anda .. Bir tek pelerinim yoktu , biraman olabilir miyim acaba ? Sonra ilgi ve alakayı bir kenara bırakıp , doğum günü eğlencesine katıldım .. Gayet hoş bir gece olmuştu .. Umarım canım arkadaşım mutlu olmuştur..

Sağlıcakla..

Ekranımdan Geçenler


Bu Lost git gide daha bir değişik oluyor , 3 yıl önce 3 yıl sonraları anlıyordum , 20 yıl sonra 20 yıl önce zamanda gidip gelmeler beni huysuzlaştırdı ardından hangi zaman olursa olsun , Richard Alpert denen adamı görmek beni sinir etti Benjamini bile daha çok seviyordum.. Sawyer ‘ ın aradan 3 yıl geçmesine karşın Kate’ i unutamamış sanırsam , görünce dibi düştü , ilerki bölümlerde Juliet kesin bir arıza çıkaracaktır ..

Dün gece biraz korkutayım istedim kendimi , Babysitter Wanted ı izlemeye koyuldum , eğlencelik bir korku oldu bu , 80 ler 90 lar daki korku filmleri izlercesine bir tat aldım , müzikler olsun , bıçaklanıp bıçaklanıp ölmemeler , hatta kafaya balta girmelere rağmen ölmemeler .. Tekrar canlanacak ! Arkanda ! Ah salak Angie sen ölmeyi hakettin! Bağrışmalarına yol açacak bir film olmuş..Arkadaşlarla toplanıp eğlenilerek izlenecek bir film olmuş ..

Elinize Bottle Shock diye bir film geçerse , sağda solda görürseniz , gidin markete bir şarap alın için .. Filmi izlemeye kalkmayın.. Ben öyle bir hata yaptım , filmi yarıda bırakıp kendimi şarap içerken buldum .. Alkolü özendiren bir film olmuş başka diyecek bir şey yok..

Bu aralar düzgün bir film izlemek istiyorsanız , Passchendaele izleyin derim .. Savaş filmleri hep dikkat çekmiştir zaten , birde işin içine aşk ve aile olayları karışınca , filmin içinden çıkmayalım istiyoruz .. Her ne kadar film in kahramanı Michael abimiz romantik olucam diye , hep aynı mağazaradan bahsetmiş olsada yine de bize aşkını en içten şekilde göstermiştir ..

Sağlıcakla..

Ansızın Gelebilirim

Yok olduğum bu günlerde , iş bulduğumu sanmış olabilirsiniz , ama öyle bir şey olmadı , aylaklığımdan faydalanıp , kendimi İzmir de buldum.. Çok gaz bir adamım..

Ankaraya gitmek için bir sürü planlar yaptım , fakat yine İzmir e gittim , kime niyet kime kısmet boşuna dememişler , ama her zaman söylediğim gibi Ankaraya da geleceğim ..

İzmir tatilim fena geçmedi , İzmir e girer girmez , Bornova da bir polis arabasını önümüzü kesti , donumuza kadar aradı , çok dikkat çekici insanlarız galiba..Biraz sinirimiz bozuldu fakat , İzmir de eğlenmemize engel olamadı ..Türk Polisi cidden aşmış artık , amerikan filmlerinden öğrendikleri gibi , araba durdurmalar aramalar falan , çok hoşuma gitti .. Arabada silah bulunca sevinmeleri sonra faturasını görünce üzülmeleri , değişik insanlar .:)

İzmir tatili çok çabuk geçti , devamlı alkol almamızın bununla bir alakası olabilir , çok şey hatırlatmadan başlıklar halinde geçeyim ; Teyzeoğlu isimli Gerçek Kesit bölümü , ayı gibi bir insanın askerlik maceraları , Volkan ın kafayı bulması , Ümit in vadinin içinde düşüp birden gözden yok olması , Feyza’nın 20 den fazla ülke dolaşması , Ümit in uzay mekiklerin de uyuması , Gay sanılmam burada bırakayım.. Bu kadar hatırlamamız yeterli ..Dönerken , saklı vadiye uğrayarak bir kaç fotoğraf çekerek kültürel amaçlı bir tatil yaptığımı ispatladım..:)

Odamı o kadar özledim ki , geldiğim gibi odamdaki herşeye saldırdım.. Dergi okumayı , kendi müziklerimi dinlemeyi , bilgisayarımı , tv programlarını (izdivaç programları bile dahil) izlemeyi , abur cuburlarımı , filmlerimi.. Evden çıkmıcam , bir kaç gün , sadece tadını çıkaracağım , odam ile sevişeceğim..Telefon etmeyin , kapıma gelmeyin odam ile arama girmeyin..

Sağlıcakla..